
Gökyüzünde hayat kurtaran bir doktor, yeryüzünde kalbine dokunanları yazıya döküyor. Adalet Gök ile kitabı Uç Bana Yetiş Doktor’u, edebiyatı ve de yaşam hikayesini konuştuk.
‘Uç Bana Yetiş Doktor‘ sizin ilk kitabınız. Kitabın adı hem bir imdat çağrısı hem de bir umut cümlesi gibi. Yazma süreci sizin için bir tür “iç dökme” miydi yoksa yaşadıklarınızı ölümsüzleştirme çabası mı?
Kitabımın ilk hikayesi “Umreden Arjantin’e turnalar uçarken’ bir iç dökmedir. Arabistan‘dan Arjantin’e uçarken hayatta en sevdiğim insanın babamın ölüm haberini alınca, dünyanın bir ucunda yapayalnızdım. Oracıkta o acıyla baş edebilmek için yazmaya başladım. Sonrasında da beni derinden etkileyen diğer hikayeler geldi.
Kitapta bir uçuş hekimi olarak Toroslar’dan İngiltere’ye uzanan coğrafi ve duygusal yolculuğunuzu anlatıyorsunuz. Bu geçişte, “kader” kelimesini nasıl tanımlarsınız?
Kader elimizden gelenin en iyisini yaptıktan sonra bize sunulandır. Hayal ettikten ve kendi yollarımızı inşaa edip o yollara yürüdükten sonra o yolda yaşamın bize sunduklarıdır, bize nasip olanlardır. Hurgada bir çift yeşil göz hikayesi biraz kaderi anlatıyor ve de kendi hayatımdaki karşılaşmalar.
Libya’dan Ukrayna’ya, Nepal dağlarından Semerkant çöllerine… Dünyanın %80’ini gören bir doktor olarak, en unutulmaz tıbbi tahliye vakalarınızı (spoiler vermeden) paylaşır mısınız? Kitapta bahsettiğiniz vakalar arasında, müdahale ederken kendi sınırlarınızı en çok zorladığınız ve “buradan çıkış yok” dediğiniz o an hangisiydi?
Kitabımı okurken bu o hikaye diyeceksiniz 🙂 Havada bir anda uçağın camını kırıp kafamı dışarı çıkarmak isteği uyandıran çok zor bir vaka vardı ya da uçağı acil inişe zorlayıp çölün ortasında halay çekerek uzaklaşma hayali kurduğum 🙂 Uganda‘dan, Şhangay’a taşıdığım çok zorlandığım bir vakaydı yazarken bile yorulduğum. Hastayı Şhangay’a kadar uçurduktan sonra neredeyse Şanghay’dan sonrasını yazmadan öyle eksik bırakacaktım kitapta:) Hikayenin sonunu zor bela tamamlayabildim.
Adalet Gök’ü en iyi anlatan 3 kelime nedir?
Enerjiiiiiiii 🙂 Enerjik ,Tutkulu ve İdealist
Kitabın dili için “müthiş bir mizah kabiliyetiyle yürünen bir yol” deniliyor. Travmatik olayları (savaş, deprem, ağır vakalar) mizahla harmanlamak sizin için bir savunma mekanizması mı, yoksa hayatın absürtlüğüne bir saygı duruşu mu?
Yaşam felsefem bu şekilde. Hayatta her şeyi bir arada olduğu gibi kabul etmek. İyiler-kötüler, acılar, ölenler, kalanlar, aşklar, ayrılıklar her şey hepsi bir arada … Hayatı öylece olduğu gibi kabul ediyorum dramatize etmeden abartmadan belki de baş etme şeklim bilmiyorum… Mesleğim gereği çok absürt çok acılarla dolu çok zor anlar gördüğüm için zamanla bir şekilde bunlarla baş etmeyi de öğreniyoruz belki de…
Kitabınızı “kendi mucizesine inanan tüm kadınlara” adadınız. Bugün kendi çadırından çıkmak isteyen ama korkan genç kızlara, kitabınızın hangi cümlesini fısıldamak istersiniz?
Uçabiliyorsan hiç durma!.. Sadece İran’da değil, dünyada kadın olmak zor. Ancak çabalayarak kendi boyadığımız maviliklerde uçmak belki de mümkündür.
İlk kitabınızla büyük bir kitleye ulaştınız. Doktor Adalet Gök’ün heybesinde henüz anlatılmamış başka hikâyeler var mı? Yazarlık yolculuğunuz devam edecek mi?
Ben de hikaye çok 🙂 Her uçuşumda başka başka ülkelere gidiyorum başka başka hikayelerin içindeyim bunları yazıyorum. Yayınlayacak mıyım? Şu anda bilmiyorum bu biraz okuyucuma bağlı. Bekleyip görelim 🙂
Son olarak, klasikleşen bir sorum var. Elinizde bir değnek olsaydı dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?
Kendi hayatımda değiştirmek istediğim bir şey yok çünkü kendi hayatımda sevmediğim şeyleri kendimle kavga dövüş ederek değiştiririm zaten 🙂 Ama dünyada değiştirmek istediğim şeyler var . Günümüzdeki insanların kötülüğünün bu kadar hoyratça ve acımasızca devam etmesi ve bunun normal bir şeymiş gibi her alanda karşımıza çıkması beni çok rahatsız ediyor!.. Özellikle savunmasız çocuklara, hayvanlara aslında doğaya ve doğadaki tüm canlılara karşı bu acımasızlık beni delirtiyor. Bunları sonlandırmak isterdim.
Yorum bırakın