İzmir’in Küçük Kaşifleri Antik Dünyanın Kapısını Aralıyor

By

Yazar Gülşah Elikbank’ın “Medusa’nın Pusulası” romanından ilhamla doğan Mitoloji ve Efsaneler Okulu, İzmir’de çocukları antik hikayeler ve sanatla buluşturuyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi desteğiyle sanat ve deneyimi merkeze alan bu eğitim modeli, 7-12 yaş grubu çocuklara kendi “içsel pusulalarını” keşfettiriyor. Kontenjanların anında dolduğu, her dersin bir serüvene dönüştüğü bu ilham verici yolculuğu,Gülşah Elikbank ile konuştuk.

Mitoloji ve Efsaneler Okulu fikri nasıl doğdu? Gülşah Elikbank’ın “Medusa’nın Pusulası” romanından nasıl esinlenildi ve bu romanın hangi unsurları programa doğrudan yansıdı?

Bu roman çocukların merak duygusunu tetikleyen, maceraperest yanlarını ortaya çıkaran mitolojik-fantastik bir hikaye sunuyordu çocuklara ve çocuklar çok severek okudular, her yıl yeni baskı yapması romanın onların ilgisi sayesinde oldu. Hatta Makedonya’da Makedonca olarak yayınlandı ve Üsküp’te ülkemizi bu romanla temsil ettim. Orada da gördüğüm çocukların ellerinde Makedonca romanımla  kuyrukta beni bekledikleriydi. Bu çocuklarla ortak bir dili, samimiyeti paylaştığımız için mümkün oldu belki de. Romanın içindeki macera tamamlandığında çocukların kabul edildiği okulun ismi “Mitoloji ve Efsaneler Okulu” ve bu okuldaki çocukların görevi eski zamanlardaki efsane ve mitolojik hikayelerin arkasına bakmak ve onları anlayarak korumak. Ne zaman çocuklarla bir etkinlik yapsam bana bu okul gerçekten var mı, varsa nasıl gidebiliriz, diye soruyorlardı. Sonunda onlar için bu okulu açmaya karar verdim ben de. Bu karar sonrası da Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsünden Prof.Dr.Pınar Fedakar hocamın kapısını çaldım ve o da ekibiyle birlikte içeriği oluşturmamıza yardımcı oldu. Sanatın tüm disiplinlerini eğitimin içine alarak duyusal ve deneyimsel öğrenme metodunu kullandık.

Mitoloji genelde “geçmişe dair masallar” olarak algılanır. Sizce günümüzün dijital çağında yaşayan bir çocuk için kadim efsaneleri öğrenmek neden bu kadar kritik?

Kadim hikayeler onlara içlerindeki bilgeliği keşfetmek ve hayal güçlerini ortaya çıkarmak için fırsat veriyor çünkü. Çocuklar bunu hemen fark ediyorlar. Günümüz digital dünyasında çocukları sadece hikaye anlatarak derste tutmak kolay iş değil ama anne babalar bize her seferinde, sizin derslere koşarak geliyor, akşam da dersin her detayını heyecanla bize anlatıyor, diyor. Çocuklara içlerindeki potansiyeli ortaya çıkarmaları için yol gösteriyor bu kadim hikayeler ve oyunlar.

Günümüz çocuklarının dikkat süresi ve dijital dünya alışkanlıkları göz önüne alındığında, mitoloji gibi “eski” konuları nasıl bu kadar heyecan verici hale getirebiliyorsunuz?

Hikaye anlatıcılığı burada devreye giriyor. Ders anlatır gibi değil, onlarla önemli bir hikaye paylaşır gibi anlatıyorum mitolojiyi. Üstelik her ders farklı bir sanat disipliniyle çocuk mitolojiyi deneyimliyor, sorguluyor, araştırıyor, hayal ediyor. Zihinlerini her anlamda meşgul ediyoruz. Bu da odaklanmalarını sağlıyor. Çocuklar oyun oynadıklarını düşündüklerinde zaten onu ders gibi görmüyorlar. Bir de bizim eğitimimizde not vermek, iyi-kötü gibi yargılamak yok. Birlikte düşünmek, hayal etmek, kurgulamak ve öğrenmek var.

Deneyimsel öğrenme” metodunu mitolojiyle nasıl harmanlıyorsunuz? Çocuklar bir efsaneyi sadece dinlemek yerine onu nasıl “yaşıyorlar”?

Mesela bir mitolojik hikayeyi onlara anlattıktan sonra o kahramanı tamamen kendi hayal ettikleri şekilde resmediyorlar. Bize derste bir ressam eşlik ediyor. Bir diğer derste o kahramanı seramikten bir heykele dönüştürüyorlar. O derste de bir seramik sanatçısı onlara yol gösteriyor. Müzikle beste yapıyor, oyunlarla zihinlerini ve hayal güçlerini zorluyorlar. Hikaye de yazıyorlar benimle birlikte. En son ders ise tüm öğrendiklerimizi konuşmak için bir antik kente geziye gidiyoruz ve o şehrin efsanesini yerinde öğreniyoruz. Çocukların yaşadığı şehre bakışı tamamen değişiyor. Birer kaşif oluyorlar adeta. Şehre, yaşadığı yere aidiyet duygusu da bambaşka oluyor tabii.

7-12 yaş grubu oldukça geniş bir aralık. Karmaşık mitolojik sembolleri ve bazen sertleşebilen efsane içeriklerini bu yaş grubuna göre nasıl modernize ediyorsunuz?

Bu konuda şansım hem annelik deneyimimden hem de çocuklarla çok fazla etkinlik yapmış olmaktan geliyor. Onlarla çok benzer bir dil konuşuyoruz. 7-12 yaş hayal gücünü en çok kullandıkları ve sanatı en iyi benimsedikleri yaşlar bir de. Bu yaşları iyi değerlendirmek gerek. Korku ögeleri işlemiyoruz derste ama kötülük kavramını konuşuyoruz. Hatta bazen onlar bana anlatıyor bunu. Çünkü her gün haberlerde, büyüklerin konuşmasında şahit oluyorlar zaten buna. Biz bu kavramları yorumlamayı ve iyiliğin değerini konuşuyoruz hikayeler üzerinden.

Programda sanatın farklı disiplinlerinden (drama, resim, müzik vb.) faydalanıldığını biliyoruz. Bir çocuğun mitolojik bir karakteri drama yoluyla canlandırması, onun özgüvenine ve yaratıcılığına nasıl yansıyor?

Çocukların oyuna başladığımız an neşeleri, coşkuları görülmeye değer. Onlara yaratma alanı tanıyoruz ve bir sınır çizmiyoruz çünkü. Tek sınır, kendi zihinleri. Bu onları önce şaşırtıyor ama sonra öyle şaşırtıcı karakterler yaratıyorlar ki ve bunu yapabildiklerini görünce öyle gururla kendilerine, yeni bir gözle bakıyorlar ki… Onların bu heyecanına tanık olmak büyük kıvanç benim için de.

İzmir Büyükşehir Belediyesi ile olan bu iş birliği, projenin daha geniş kitlelere ve belki de dezavantajlı bölgelerdeki çocuklara ulaşmasında nasıl bir rol oynuyor?

Evet, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile her zaman kolaylıkla etkinliklere ulaşamayan bölgelere öncelik verme noktasında hemfikirdik. Onlar da bu işe çok kıymet verdiler ve desteklediler. Bu destek çok önemli sürdürülebilir bir iş ortaya çıkarmak için. Dilerim daha fazla ilçede, daha çok çocukla buluşmak da mümkün olur.

Posted In ,

Yorum bırakın