
Çocuk gelişimcisi kimliği, masal anlatıcılığı ve seslendirme çalışmalarıyla çocukların hayal dünyasına dokunan Emine Gökakın Karağlı; mitolojiyi minik okurlar için yeniden yorumladığı Mi&Mi Miniklere Mitoloji kitabıyla da dikkat çekiyor. Karağlı ile; masalların gelişim üzerindeki etkisini, mitolojiyi çocuklara anlatmanın inceliklerini ve üretim yolculuğunu konuştuk. İyi okumalar.
Söyleşiye sizi tanıyarak başlayalım. Kısaca kendinizden bahseder misiniz? Çocuk gelişim uzmanı olarak başladığınız yolculuğunuzu Anadolu mitolojisi temalı masal yazarlığına nasıl evrildi?
Ben Emine Gökakın Karağlı. 41 yaşında ,iki çocuk annesi bir çocuk gelişimciyim. Ankara’da bir belediyenin Çocuk Gelişim Merkezlerinde Şarkılı Masallar Atölyesi Branş Eğitmeniyim. Her hafta üç ayrı Çocuk Gelişim Merkezinde üç yüz ayrı çocuğa etkileşimli masal anlatımları gerçekleştiriyor, masallarla bağlantılı şarkılar öğretiyorum.
Masal yazma serüvenim aslında masal anlatıcılığıyla başladı. Uyku grubu olan 3 yaş öğrencilerime, uyku öncesinde masallar anlatıyordum. Zamanla öğrencilerim evde gece uykularına geçerken sesimi özlemeye başladılar. Bunun üzerine her hafta bir masalı videolaştırarak velilerimle paylaşmaya başladım. Bu süreç , masal anlatıcılığımın daha görünür olmasını sağladı ve sınıf öğretmenliğinden branş eğitmenliğine geçtim.
Kendimi bildim bileli deneme yazıları yazarım ; kalemim her zaman beğenilmiştir. Çevremdeki insanlar, hep kitap yazmam gerektiğini söylerdi. Anadolu ve Türk mitolojisine duyduğum ilgiyle birlikte benden roman ya da deneme bekleyenleri şaşırtarak masal yazmayı tercih ettim.
Mi&Mi Miniklere Mitoloji kitabınızdaki dört masal (“Ülgen Han ve Ak Kızlar”, “Zümrüdü Anka ve Gülperi”, “Şahmeran ve Azur”, “Umay Ana ve Yedi Başı Ejderha”) arasından, çocukların en çok hangi temayla bağ kuracağını düşünüyorsunuz?
Dört masalım, ortak bir edebi bütünlük içinde ele alındığında, çocuk edebiyatının değerler eğitimi odaklı yönünü güçlü biçimde temsil eden nitelikli eserler olarak değerlendirilebilir. Bu masallarda Türk mitolojisinin temel unsurlarını , modern pedagojik yaklaşımlarla harmanlayarak çocuklara hem estetik bir anlatı zevki kazandırmayı hem de derin bir duygusal farkındalık geliştirmeyi amaçladım.
Öykülerimin tamamında yapısal olarak klasik masal kalıplarını; iyilik-kötülük karşıtlığını, doğaüstü varlıkları ve sihirli nesneleri bilinçli ve işlevsel biçimde kullandım. Buna karşın dil ve tema bakımından, günümüz çocuklarının algı ve duygusal gelişim düzeyine uygun, sade ama edebi bir anlatım tercih ettim.
Ülgen Han ve Ak Kızlar, iyilik ve kötülük arasındaki çatışmayı barışçıl bir çözümle sonlandırarak çocuklara denge ,uzlaşma ve birlikte yaşama temalarını vurgular.
Zümrüdü Anka ve Gülperi; Hayal gücü ve kararlılığın öyküsüdür. Bireysel merak ile toplumsal aidiyet arasındaki dengeyi kurar ve Zümrüdü Anka mitini şiirsel bir çocuk anlatısı formunda sunar.
Şahmeran ve Azur; farklılıkların kabulü ve doğa sevgisi temalarını öne çıkarır.
Umay Ana ve Yedi Başlı Ejderha ise yardımlaşma, empati ve barışçıl iletişim değerlerini mitolojik bir çatı altında işler.
Kitabınızla ilgili sormaya devam edeyim; Birinci olarak; Şahmeran ve Umay Ana gibi figürler binlerce yıllık bir birikimin temsilcileri. Bu karakterleri modernize ederken, onların “korkutucu” veya “ulaşılamaz” algılanabilecek yönlerini, çocukların dünyasındaki “güven” ve “şefkat” duygularıyla nasıl dengelediniz?
Öncelikle bir anne ve eğitimci olarak ,çocuk ruhuna ve düşünce dünyasına yakından hakimim. Üç yüzü aşkın çocuğun gözlerinin içine bakarak onlarca masal anlattım; bu canlı ve birebir deneyim, masal yazma sürecimin en güçlü besleyicisi oldu. Masal anlatırken çocukların yüzlerinde an be an okuduğum sevinç , hüzün , kaygı ve rahatlama duyguları, masallarımın ruhuna kademe kademe işlenerek metinlere dönüştü.
Yine kitabınızda Yedi Başlı Ejderha gibi genellikle “düşman” olarak kodlanan bir figürü, “öfkenin şefkatle iyileştiği” bir anlatıya dahil ediyorsunuz. Bu yaklaşım, çocuklara “kendi içlerindeki karanlık duygularla barışma” konusunda ne gibi bir mesaj veriyor?
Umay Ana ve Yedi Başlı Ejderha masalım, yardımlaşma , empati ve barışçıl iletişim temalarını mitolojik bir çatı altında ele alır. Umay Ana figürü , kadın koruyucu arketipi olarak hem mitolojik derinlik hem de insani bir sıcaklık taşır. Ejderha‘nın öfkesinin şefkat yoluyla yatıştırılması ise çocuklara duyguların fark edilmesi ve yönetilmesi konusunda sezgisel bir bilinç kazandırmayı amaçlar.
Siz aynı zamanda bir masal seslendirmeni ve anlatıcısısınız. Bir masalı sadece okumakla, onu bir anlatıcıdan dinlemek arasında çocuk üzerindeki etki bakımından ne gibi farklar var?
Çok güzel bir soru , teşekkür ederim. Benim için masal , çocuğun kalbine açılan sihirli bir kapıdır. Anlatırken çoğu zaman metne birebir bağlı kalmam; çocukların yüz ifadeleri , sesleri ve o anki ihtiyaçları masalın yönünü belirler. Kimi zaman bir cümle ekler , kimi zaman bir bölümü atlarım. Masal anlatıldığı anda yeniden doğar.
Mitoloji, doğası gereği bazen sert semboller barındırabilir. Bir Çocuk Gelişimci olarak, bu kadim hikayeleri “miniklerin diline” çevirirken en çok hangi noktalara dikkat ettiniz?
Masalı anlatırken hissettiğim duygu , okurken aldığım keyiften bambaşkadır. Çocuklarla kurulan o canlı bağ , masalı yalnızca bir metin olmaktan çıkarır ; paylaşılan bir deneyime dönüşür.
“Köklerinize bağlı kalarak hayallerin peşinden gitmek” temasını sıkça işliyorsunuz. Kentleşen ve dijitalleşen dünyada büyüyen bir çocuğun bu “köklerle” bağ kurması neden önemli?
Hayatımın merkezine aldığım, sloganlaşmış kıymetli bir cümle var: ‘Geçmişini bilmeyen , geleceğine yön veremez.’ Köklerine bağlı , kimliğinin farkında Türk çocukları yetişsin istiyorum. Bu nedenle yolumu Türk mitolojisine yönelttim. Bu alanda bilinçli bir emek ve mücadele vermiş olmaktan büyük bir gurur duyuyorum.
“Mi&Mi” markası ve serüveni bu kitapla mı sınırlı kalacak, yoksa minik okurları yeni mitolojik yolculuklar bekliyor mu? Sıradaki projeniz ne?
Tabii ki hayır. Dört masaldan oluşan projem üzerinde çalışmayı sürdürüyorum. Yazmak istediğim arketiplerin her biri tamamlanana kadar bu masal yolculuğu benimle birlikte devam edecek. Her masal, içimde büyüyen bir düşüncenin ve bir duygunun hikayesi. Bu yüzden bu süreci bir hedef yarışı olarak değil , sevgiyle ilerleyen bir yolculuk olarak görüyorum.
Son olarak… Elinizde bir değnek olsaydı, dünyada ya da hayatınızda neyi değiştirmek isterdiniz?
Elimde bir sihirli değnek olsaydı, dünyaya değil ; kendi milletim için bir şeye dokunmak isterdim. Çünkü inanıyorum ki çocuk eğitilirse toplum değişir . Dileğim tüm Türk çocuklarının kendi toprağının sesinden masallar ve ninnilerle büyümesi; atalarının duası ve ferasetiyle yolunu aydınlatmasıdır. Köklerine sımsıkı bağlı , o köklerden güç alarak büyüyen; vatanına ve milletine sevdayla bağlı çocuklar yetişmesini isterdim.
Yorum bırakın